Cursors




YAZILAR - HOBİLERİM:) - Blogcu

« Önceki |

17/11/2006

MÜŞFİK KENTER'DEN....

Yalnız olanlara;

 

Aşk bir kelebek gibidir, peşinden koştukça hep senden kaçar.

En iyisi bırak uçsun, inanki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunu verir. Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer....

 

Sevgilisi olanlara;

 

Aşkını amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir.

Seni mükemmeliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır.

 

Çapkınlara;

 

Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.

İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme.

Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.

Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,

Çünkü birine verebileceğin en büyük acı,

Aşık  olmadığın birini kendine aşık etmektir.

 

Evli Olanlara;

 

Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir...

"Neredesin" yerine "ben buradayım"...

"Nasıl yaparsın"  yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir...

Ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir....

 

Kalbi Kırık Olanlara;

 

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı bu acıya alışmak değil.

Ondan ders çıkarabilmektir.

 

Aşık Olmaktan Korkanlara;

 

Düş ama tökezleme, anla ama bekleme, paylaş ama isteme, yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...

 

Sevdiğini Fazla Sahiplenenlere...

 

Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı birşey varsa, oda sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir.

 

Aşkını İtiraf Etmeye Çekinenlere;

 

Sevdiğinizden ayrılınca aşk acı verir,

Sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir.

 

Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;

 

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna HİÇ değmediğini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.

 

Senin aşkını şu gün haketmeyen, bilki ON SENE sonra yine hak etmeyecektir. BIRAK GİTSİN...

15/11/2006

ÖZÜR...

Resim ekleyemiyordum.... Bunun nedeni Blogcu sistemlerinde yapılmakta olan bakım ve yeni sürüme güncelleme çalışmaları nedeniyle imiş.. Umarım en kısa zamanda bu problem düzelir ve sayfam yine resimlerle renklenir.

15/11/2006

DOSTLARIMIZIN RENKLERİ...

                                           

 

 

Dostlar çeşitli renklerde olurlar.

 

Yeşil dost: Herşeye olumlu bakan ve herşeyde umutlanacak bir yön bulan.

Mavi dost: Denizin ve göğün rengi...Huzur ve dinginlik veren.

Sarı dost: Güneşin rengi... Bizi güldüren ve hüzünlü olduğumuzda bize bir yıldız gösteren.

Kırmızı dost: Sıcacık sevgi sözcükleriyle, bize yaşamın kurallarını anımsatan, ama bizi değişmeye de özendiren.

Portakal rengi dost: Büyüyebilmemiz için ruhumuzu yeni bir enerji ve sevgi vitaminleriyle güçlendiren.

Gri dost: Bize sessizliği öğreten: Kendimizi ve başkalarını daha iyi tanıyabilmemiz için yansıtan ve içimizi gösteren.

Mor dost: Asil ruhlu olanların rengi, gerçek yetkeyi ve yüreğin bilgeliğini öğrenmemize yardımcı olan

Kahverengi dost: Boş hayallerden vazgeçip ayağımızı yere basmamıza, günlak yaşamın basit gerçeklerini anlamamıza yardım eden.

Ve Beyaz dostumuz: Deneylerimizin her birinden kazanılacak bilgeliği keşfetmemize yardımcı olan...

 

TÜM BU DOSTLARI BİR ARAYA GETİRİRSEK SEVGİDEN OLUŞAN BİR GÖKKUŞAĞINI KEŞFEDERİZ.

 

13/11/2006

İİİYİ HAFTALAR

Herkese iyi haftalar...Bloguma resim ekleyemiyorum:( yazılarım resimsiz kalacak:(

Herkese sağlıklı, mutlu iyi bir hafta dilerim..Kolay gelsin

13/11/2006

FARE ÖYKÜSÜ....

                                          

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

 

Kendi kendine:

 

- "İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

 

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.

 

- "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

 

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

 

- "Zavallı farecik... Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.

 

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,

 

- "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta çırpındı.

 

Domuz anlayışla karşıladı ama,

 

- "Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol" dedi.

 

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

 

- "Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

 

İnek ;

 

-"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor." dedi.

 

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.

 

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

 

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu.

 

Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

 

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı.

 

Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

 

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

 

Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.

 

Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.

 

Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

 

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

 

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

 

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.

 

Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz. Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız.

 

MySpace

MySpace

Myspace layouts

Myspace layouts

Online Blogcu Ziyaretçi Sayacı